Home / Diabetes Mellitus / Şeker Hastalığı ve Kalbimiz

Şeker Hastalığı ve Kalbimiz

Şeker Hastalığı Nedir ve Belirtileri Nelerdir?

Şeker hastalığı (diyabet), pankreasın yeterli miktarda insülin üretememesi ya da ürettiği insülinin etkili bir şekilde kullanılamaması durumunda gelişen bir hastalıktır. İnsülin, şekerin hücre içine girmesini ve hücrede glikojen olarak depolanmasını sağlar. Şeker hastası, yediği besinden kana geçen şekeri yani glukozu kullanamaz ve bu durumda kan şekeri düzeyi yükselir (hiperglisemi). Bu durum uzun dönemde birçok doku ve organda hasara yol açar.

Vücudumuzun enerji ihtiyacı, yiyeceklerimizdeki temel besin öğeleri karbonhidrat, protein ve yağlardan sağlanır. Emilebilmek için en küçük parçalarına ayrılan besin öğelerinin en önemlisi “glukoz” adı verilen basit şekerlerdir. Glukoz başta beyin olmak üzere vücudun tüm organlarının önemli bir besin kaynağıdır. Hücreler ihtiyacı olan glukozu, midenin arkasında bulunan pankreas bezinin salgıladığı insülin hormonu yardımıyla kullanır.

Günümüzde dünyada her 12 kişiden 1’i şeker hastalığından etkilenmektedir. Öte yandan şeker hastalığı olan kişilerin neredeyse yarısı henüz tanı almamıştır. Bu da, aslında her 2 şeker hastasından 1’inin hastalığından habersizce yaşamına devam ettiğini gösteriyor. Türkiye’de ise 2014 verilerine göre 7.2 milyonun üzerinde şeker hastası bulunmaktadır. Bu hastaların 2 milyondan fazlasına henüz tanı konmamıştır.

Şeker hastalığının türleri nelerdir?

Şeker hastalığının tip 1 şeker hastalığı ve tip 2 şeker hastalığı olmak üzere belirgin iki tipi vardır.

Tip 1 şeker hastalığı insülinin pankreasta hiç üretilmediği ya da çok az üretildiği tiptir ve sıklıkla çocukluk ve gençlik döneminde görülür.

Şeker hastalığı vakalarının %90-95’ini oluşturan ve genellikle orta yaş ve üzerindeki bireylerde görülen tip 2 şeker hastalığında ise vücut insülin üretmektedir; ancak hücreler insüline direnç göstermektedir. Buna bağlı olarak zaman içinde üretilen insülin miktarı da yetersiz kalır. Bu sebeple yemeklerden sonra kandaki şeker hücrelere giderek enerjiye dönüşemez ve kan şekeri düzeyi yükselir.

Gizli şeker (pre-diyabet) nedir?

Kişinin kan şekeri düzeyi normalden yüksek olduğu halde şeker hastalığı tanısı koymaya yeterli yükseklikte değilse bu durumda kişi gizli şeker hastası olarak adlandırılır. Bazı çalışmalarda gizli şekeri olan çoğu kişide 10 yıl içinde tip 2 şeker hastalığı geliştiği saptanmıştır. Gizli şeker hastası bireylerde kalp ve damar hastalık riski kan şekeri normal olan bireylere kıyasla 1.5 kat daha fazladır. Şeker hastalığı olan bireylerde ise 2-4 kat fazladır. Gizli şekeri olan bireyler yaşam tarzı değişiklikleri sayesinde şeker hastalığını önleyebilir ve geciktirebilir.

Hamilelikte şeker hastalığı

Hamilelik öncesi yeterli insülin salgılayabilen pankreas hücreleri hamileliğin ilerlemesiyle yeterli insülin salgılayamaz, bu nedenle daha önce şeker hastalığı belirtisi olmadığı halde hamilelik boyunca kan şekeri yükselebilir. ‘Gestasyonel Diyabet’ olarak isimlendirilen bu tablo, hamilelik bitiminde genellikle düzelir.

Genellikle ailesinde çok sayıda şeker hastası bulunan kişiler, 30 yaşın üzerinde, fazla kilolu hamileler gestasyonel diyabet açısından risk taşırlar. Gestasyonel diyabet doğumdan sonra genellikle düzelir fakat sonraki hamileliklerde tekrarlama riski yüksektir (yaklaşık %50).

Tip 1 şeker hastalığının belirtileri

Tip 1 şeker hastalığının başlıca belirtileri; ağız kuruluğu, susama hissi, sık idrara çıkma, yorgunluk ve halsizlik, sık acıkma, diyet yapmadığı halde zayıflama, bulanık görme, ellerde ve ayaklarda hissizlik veya uyuşma ve karıncalanmadır.

Ağız kuruluğu, susama ve sık idrara çıkma: İnsülin eksikliğine bağlı olarak kanda biriken aşırı şeker idrarla atılırken vücut suyunu da çektiği için idrar miktarı fazlalaşır. Bu durumda susama hissi ve ağız kuruluğu artar. Sonuç olarak hasta normalden daha çok idrara çıkıp daha fazla su içmeye başlar.

Kilo kaybı: Alınan gıdalardan yararlanamayan vücut hücreleri enerji kaynağı olarak depolardaki yağları yakıt olarak kullanmaya başlar ve kişi zayıflar.

Yorgunluk: Hücre içinde enerji (şeker) yoksunluğu nedeniyle hasta, kendisini yorgun ve huzursuz hisseder.

Bulanık görme: Kandaki şeker seviyesi çok yüksek ise vücudun tüm dokularından, bu arada göz merceğinden de su çekilir. Bu sebeple bakılan objelere odaklanılması güçleşir ve bulanık görme ortaya çıkar.

Bu belirtilerin ortaya çıkması için gereken süre, tahribatın miktarına ve hızına bağlıdır. Bazı hastalarda belirtiler o kadar hızlı ilerler ki, hastalar şeker hastalığı teşhisi konmadan önce önemli bir şikayetleri olmadığını ifade ederler. Öte yandan, tahribat haftalar, aylar, hatta yıllar boyunca sürebilir. Tahribatın hızlı olması durumunda vücut enerji ihtiyacı için kendi proteinlerini ve yağlarını kullanmak zorunda kalır. Özellikle yağların aşırı yıkımıyla oluşan ve keton cisimleri adı verilen son ürünler vücut için zararlı atıklardır ve vücutta birikerek ketoasidoz denilen duruma yol açar. Ketoasidozun belirtileri ise, karın ağrısı, hızlı solunum, aşırı halsizlik ve yorgunluktur. Böyle bir durumda derhal hastaneye başvurmak gerekir.

Tip 2 şeker hastalığının belirtileri

  •  Sık idrara çıkma
  •  Ağız kuruluğu
  •  Çok su içme
  •  Açlık hissi
  •  Cilt yaralarının geç iyileşmesi
  •  Kuru ve kaşıntılı bir cilt
  •  Sık sık enfeksiyon gelişmesi
  •  Ellerde ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma

Ancak bu belirtiler zaman içinde yavaş yavaş ortaya çıkar.

 

Kimler Şeker Hastalığı Riski Altındadır?

Günümüzde artan şişmanlık sorunu ve hareketsiz yaşam tarzı nedeniyle çocuklar, gençler ve orta yaşlılar şeker hastalığı (diyabet) riski altındadırlar. Şeker hastalığı yıllarca belirti vermeden ilerleyebilir, vücuda geri dönülmez zararlar verebilir.

Şeker hastalığı her yaş grubunda görülebilen bir hastalıktır. Tip 1 şeker, son yıllara dek yalnızca çocuklarda görülmekte iken günümüzde yetişkin yaşlarda da görülmeye başlanmıştır. Tip 2 şeker hastalığı genellikle 40 yaşından sonra ortaya çıkar ve yaşlanma ile sıklığı artar. Bununla beraber, son yıllarda obezitenin çocukluk çağında da artması ile birlikte çocuk ve ergenlerde de tip 2 şeker hastalığı görülmeye başlanmıştır.

Bazı özel durumların varlığındaysa bu risk daha da fazlalaşır. Risk gruplarındaki kişilerin daha genç yaşlardan itibaren ve daha sık aralıklarla araştırılması gereklidir.

Tip 2 şeker hastalığı riskini artıran temel nedenler şunlardır:

  • 40 yaşından büyük olmak
  • Hareketsiz yaşam sürmek
  • Obezite
  • Birinci derece akrabalarda şeker hastalığı varlığı
  • İri bebek doğurma ya da gestasyonel diyabet öyküsü (hamilelikte şeker hastalığının ortaya çıkması)
  • Yüksek tansiyon
  • Yüksek kolesterol
  • Önceki testlerde bozulmuş açlık glukozu (BAG) veya bozulmuş glukoz toleransı (BGT) saptanması
  • Erken yaşta kardiyovasküler hastalık öyküsü
  • Atipik antipsikotik ilaç kullanma
  • Şizofreni öyküsü

 

Şeker Hastalığı Nasıl Teşhis Edilir?

Şeker hastalığı kontrol altına alınmadığında damarları ve sinirleri tahrip ederek kalp, beyin, göz ve böbrek gibi organlara zarar verebilir. Şeker hastalığına bağlı oluşabilecek hasarları önlemek ya da geciktirmek için erken teşhis ve tedavi çok önemlidir.

Şeker hastalığı kan şekeri ölçülerek teşhis edilir. Şeker hastalığı olmayan bir bireyin kan şekeri düzeyi açlık halinde 120 mg/dl, tokluk halinde (yemeğe başladıktan iki saat sonra) 140 mg/dl’nin üstüne çıkmaz. Açlıkta veya toklukta ölçülen kan şekeri düzeyinin bu değerlerin üstünde olması şeker hastalığının varlığını gösterir.

Bir kişinin şeker hastası olup olmadığı Açlık Kan Şekeri (AKŞ) ölçümü veya Oral Glukoz Tolerans Testi (OGTT) yapılarak saptanır. Açlık kan şekeri ölçümü için hasta 8 saatlik açlıktan sonra sabah kahvaltısı yapmadan kan örneği verir. OGTT için hasta glukozdan zengin sıvı (şekerli su solüsyonu) içtikten 2 saat sonra kan örneği verir. Bu ölçüm hastaya doktoru tarafından önerilen şekilde yaptığı bir kahvaltıdan sonra veya öğünden iki saat sonrada yapılabilir.

  • Açlık Kan şekeri (AKŞ) ölçümü 100-125 mg/dl olması gizli şeker (pre-diyabet) sinyalidir. AKŞ ölçüm sonucunun 126 mg/dl veya daha fazla olması şeker hastalığını gösterir.
  • OGTT’de glukozdan zengin sıvı aldıktan 2 saat sonraki kan şekeri değeri önemlidir. İkinci saat kan şekeri ölçümü 140-199 mg/dl ise gizli şeker, 200 mg/dl veya daha yüksek ise şeker hastalığı teşhisi konulur.

 

Şeker Hastalığı Nasıl Tedavi Edilir?

Şeker hastalığı kronik bir hastalıktır ve yaşam boyu tedavi gerektirir. Şeker hastalığında tedavinin amacı kan şekeri düzeylerinin normal sınırlar içinde kalmasını sağlamaktır. İyi bir hasta-hekim işbirliği ve şeker hastalığı konusunda verilen eğitim, bu tedavinin en önemli unsurlarıdır. Şikayetin olmaması, şekerin kontrollü seyrettiği anlamına gelmez. Hasta kendi tedavisinde mutlaka sorumluluk üstlenmeli ve şekerini düzenli olarak takip etmelidir. Ayrıca sağlıklı bir yaşam tarzı, tip 2 şeker hastalığının başlamasını önlemeye ve hastalığı olanlarda şeker hastalığına bağlı oluşabilecek zararları sınırlamaya yardımcı olabilir.

Şeker hastalığı tedavisinde en önemli konu beslenme alışkanlıklarının değiştirilmesi, fiziksel aktivite düzeyinin artırılmasını da kapsayacak şekilde yaşam tarzı değişikliğidir. Doğru ve düzenli beslenen şeker hastasında verilen her kilo, şekerin kontrol altına alınmasını kolaylaştırır. Hareketsiz yaşama son verilmeli ve kalp damarlarına ilişkin tetkikler de yapıldıktan sonra düzenli egzersize başlanmalıdır. İdeal olan, haftada 3 saat yapılan egzersizdir.

Günümüzde şeker hastalığı tedavisinde kullanılan çok sayıda ilaç vardır. Doktorunuz kan şekeri düzeyinizi, kilonuzu ve diğer hastalıklarınızı ve yaşam tarzınızı dikkate alarak sizin için en uygun tedaviyi verecektir.

Şeker hastalığına bağlı oluşabilecek hasarları önlemek ya da geciktirmek için kan şekeri düzeyi kontrol altında tutulmalıdır. Bunun için:

  • Doktorun verdiği beslenme ve egzersiz önerilerine uyulmalı
  • İlaçlar doktorun önerdiği şekilde ve düzenli kullanılmalı
  • Kan şekeri düzenli olarak ölçülmelidir.

Hipoglisemi (Düşük kan şekeri)

Gereğinden fazla insülin ya da kullanılan diğer ilaçlar, çok fazla egzersiz ya da yetersiz enerji alımı nedeniyle kandaki şeker miktarının normal seviyelerden daha düşük olmasına hipoglisemi denir.

Hipoglisemi belirtileri: Açlık, titreme, dudakta ve dilde karıncalanma, huzursuzluk, solukluk, terleme, baş ağrısı, karın ağrısı, bulanık görme, uyuşukluk, konuşma zorluğu, hızlı kalp atışı, sinirlilik ve bilinç kaybıdır.

Kan şekerinizin düştüğünü düşünüyorsanız öncelikle ölçüm yaparak emin olun. Ölçüm yaparak kan şekerinizin düştüğünden emin olduysanız ya da kan şekerinizin düşmüş olabileceğini düşünüyor ancak o anda ölçüm yapamayacak durumdaysanız kan şekeri düzeyinizi yükseltmek için 2-3 kesme şeker, 2-3 tatlı bisküvi yiyebilir ya da meyve suyu içebilirsiniz.

 

Şeker Hastalığı ve Beslenme

Şeker hastalığında kan şekerinin olabildiğince normale yakın seviyelerde tutulması göz, sinir ve böbrek hasarları, kalp krizi ve felç gibi sorunlarla karşılaşma riskini azaltır. Bunun için öncelikle sağlıklı ve dengeli beslenmek gerekir.

Sağlıklı beslenmek için vücudun ihtiyacı olan öğeleri içeren besinlerin yeterli miktarlarda ve öğün içinde dengeli bir şekilde tüketilmesi gerekmektedir. Sağlıklı beslenmek için ihtiyacınız olan öğeler ve bu besin öğelerini alacağınız temel yiyecek kaynakları şunlardır:

  • Karbonhidrat (tahıllar, un ve undan yapılmış yiyecekler, kuru baklagiller, patates, sebze ve meyveler, süt, yoğurt)
  • Protein (et, yumurta, peynir, süt, yoğurt )
  • Yağ (yağ ve et, yumurta, peynir, süt, yoğurt gibi yağ içeren yiyecekler)
  • Vitamin ve mineral (sebze ve meyveler başta olmak üzere tüm yiyecekler)
  • Posa (sebze, meyve, kuru baklagiller ve tam taneli tahıllar)
  • Su

Vücut için gerekli olan yiyeceklerin zaman ve miktar olarak belirli bir denge içinde alınması, kan şekerinin kontrol altında tutulmasını sağlar. Bu ise kısa ve uzun dönemde şeker hastalığına bağlı olarak gelişebilecek hasarları önler veya geciktirebilir.

Şeker hastalığı, bireyin temel besin öğelerine olan gereksinim düzeylerini etkilemez. Şeker hastası olmayan bir kişinin de rafine şeker tüketimini kısıtlaması, doymuş yağ ve kolesterolden zengin olan et, süt, yoğurt, peynir, yumurta gibi yiyecekleri belirli bir miktarda tüketmesi, az az ve sık sık yemek yemesi gerekmektedir.

Sakınılması gereken besinler:

  • Şeker, şekerli yiyecekler
  • Şekerli içecekler, meşrubatlar, kola, limonata, meyveli şerbetler, sıcak çikolata, salep, boza, hazır meyve suları, meyve aromalı içecek tozları
  • Alkollü içecekler; şarap, rakı, bira, viski, likör vb
  • Yağ ve şeker içeriği yüksek olan besinler; pasta, kek, kurabiye, bisküvi, börek, çörek, helva ve diğer şekerli tatlılar
  • Yağda kızartılmış, kavrulmuş yiyecekler, et, sebze, hamur, patates kızartmaları
  • Yağlı et ve balıklar, tavuğun derisi, yağlı organ etleri sakatatlar, tam yağlı süt ve süt ürünleri
  • Şarküteri ürünleri; salam, sucuk, sosis, pastırma, kavurma.
  • Yağlı besinler; kaymak, krema, ketçap, mayonez, salata sosları, pasta sosları, tahin, tahin helvası
  • Katı yağlar; tereyağı, iç yağı, kuyruk yağı, katılaştırılmış margarinler

Şeker hastaları ara öğünler için hazırlıklı olmalıdır. Kişinin yanında (çantasında, arabasında, işyerinde masasının çekmecesinde) daima yiyebileceği uygun besinler bulunmalıdır. Ara öğünlerin önerilmesinin nedeni uzun açlıklardan kişiyi korumaktır. Böylece hem hipoglisemi riski uzaklaştırılır hem de açlık duygusu bastırılarak bir sonraki öğünde yenecek besinlerin miktar ve çeşit olarak artması önlenir. Öğünlerden 1.5 saat sonra kan şekerinizi ölçerek farklı yiyeceklerin kan şekerinizi nasıl etkilediğini saptayabilir, farklı yiyecekler ile menü planlaması yapmak için değişim listelerinden faydalanabilirsiniz.

Sağlıklı beslenmenin 10 altın kuralı:

  1. Her öğünde 4 ana besin grubundan (et-kuru baklagil, süt-yoğurt, sebze, ekmek) uygun miktarda tüketin.
  2. Öğünlerinizi aksatmayın.
  3. Her gün en az 30 dakika düzenli fiziksel aktivite yapın.
  4. Sıvı yağ kullanarak kalp sağlığınızı koruyun (1 kilogram malzemeye 3-4 yemek kaşığı).
  5. Mevsimine uygun taze sebze ve meyve tüketin.
  6. Kemik sağlığınız için kalsiyum alımına dikkat edin.
  7. Kansızlığı önlemek için demir tüketimine dikkat edin.
  8. Beyaz ekmek gibi rafine tahıl ürünleri yerine kepekli olanları tercih edin.
  9. Daha az tuz tüketin.
  10. Sağlıklı yemek hazırlama ve pişirme yöntemlerini uygulayın.

 

Şeker Hastalığı Kalp ve Damar Sistemini Nasıl Etkiler?

Şeker hastalığında kan şekeri kontrolünün sağlanamaması kısa ve uzun dönemde istenmeyen sonuçlar doğurabilir. Damarlarda tıkanmaya yol açabilecek pek çok etken vardır ve şeker hastalığı da bunlardan biridir. Yüksek kan şekeri kalp ve damar sağlığını bozarak göz, sinir ve böbrek hasarlarına, kalp krizi ve inmeye neden olabilir. Şeker hastalarında kalp hastalığı ya da felç riski 2-5 kat daha fazladır.

Şeker hastalığı ya da başka nedenlerle damarların tıkanması pek çok ciddi sağlık problemine yol açabilir:

Göğüs ağrısı (Anjina): Anjinada göğüs, kol, omuz ve sırtınızda ağrılar olur. Kalp atışlarınız hızlandığında, örneğin egzersiz yaparken ağrınız artar. Dinlenme halindeyken azalır. Kendinizi halsiz hissedersiniz. Eğer tedavi olmazsanız ağrılarınız sık sık tekrarlar.

Kalp krizi: Kalbe yakın damarlardan ya da kalp damarlarından biri tıkandığında “kalp krizi” meydana gelir. Kalp kasının bir bölümüne yeterli kan gitmez, kalbin o bölümü beslenemez ve kalp zayıflar. Kalp krizi esnasında göğüs ağrısına bulantı, hazımsızlık, aşırı halsizlik ve terleme eşlik eder.

İnme (Felç): Beyne giden kan damarlarından biri tıkandığında beyin zarar görür ve “inme” meydana gelir

Bu nedenle şeker hastalarının mutlaka tokluk kan şekerlerini düzenli olarak ölçmeleri ve tokluk kan şekerlerinin kontrol altında olduğundan emin olmaları gerekmektedir. Şeker hastaları evde kendileri veya poliklinik, sağlık ocağı, eczaneler gibi yerlerde glikometre denilen basit cihazlarla açlık ve tokluk kan şekerlerini kolayca ölçebilirler. HbA1c denilen 3 aylık ortalama için ise laboratuvarı bulunan bir sağlık kuruluşuna başvurmaları gerekir. HbA1c diyet ve tedavinizin genel gidişatı hakkında çok önemli bir bilgi olan 3 aylık kan şekerinizin ortalama değerini göstermektedir.

Tip 2 şeker hastalarının çoğunda hipertansiyon ve kan yağları yani kolesterol yüksekliği bulunmaktadır. Bunlar mutlaka kontrol altında tutulmalıdır. Bunun yanı sıra sigara ve alkolden uzak durulmalı, düzenli egzersiz yapılmalı ve sağlıklı beslenmeye özen gösterilmelidir.

 

Evde Kan Şekeri Takibi

Şeker hastalarının evde kendi kendilerine kan şekeri düzeylerini takip etmesi, kolay ve ucuz kan şekeri kontrolü sağlar. Ayrıca hipoglisemi ve hiperglisemi ataklarının tespit edilmesi ve gerekli önlemlerin alınması, şeker hastalığına bağlı olarak gelişebilecek istenmeyen olayların erken teşhisi ve gelişiminin geciktirilmesi veya önlenmesi açısından önemlidir.

Kan şekeri takip yöntemleri nelerdir?

Evde kendi kendine kontrolünü yapan hasta görsel yöntemle veya şeker ölçüm cihazları yardımı ile kan şekeri takibini yapabilir.

  • Görsel yöntemde test çubukları (stripler) kullanılır. Strip üzerine parmak ucundan kan damlatılır. Kan şekeri düzeyine göre strip üzerinde oluşan renk değişikliği strip kutusu üzerindeki standart renk kataloğu ile karşılaştırılarak kan şekeri ölçülür. Kan şekeri ölçüm cihazı gerektirmeyen bu yöntem güvenilir ve ucuz olması nedeni ile kullanılmaktadır.
  • Şeker ölçüm cihazları ile kan şekerinin ölçümünde ise yine görsel yöntemdeki gibi stripler kullanılmaktadır. Çeşitli ölçüm cihazları mevcuttur ve her alet için belirli bir strip veya kartuş kullanılmaktadır. Benzer olmakla birlikte her alet için farklı kullanma biçimi mevcuttur.

Evde kan şekeri ölçüm sıklığı ne olmalıdır?

Kan şekeri ölçüm sıklığını şeker hastasının ihtiyaçları belirler.

  • İnsülin pompası veya insülin enjeksiyonu kullanan ve gebe olan hastalar şeker kontrolü sağlanana kadar her gün günde en az 3-4 kez kan şekeri ölçümü yapmalıdır. Ölçümlerin sabah kahvaltısından, öğle ve akşam yemeğinden ve gece öğününden önce yapılması önerilir. Kan şekeri kontrolü sağlanmış olsa bile ölçümlere devam edilmelidir.
  • Kan şekeri kontrol altında olmayan ve insülin kullanmayan tip 2 şeker hastalarının sabah kahvaltıdan önce ve öğünden 2 saat sonra kan şekeri takibi yapması gereklidir.

Ancak her hastanın ihtiyaçları ve özellikleri farklı olduğu için ölçümlerin ne sıklıkta yapılması gerektiği konusunda doktora danışılmalıdır. Evde yapılan ölçümlerde kan şekeri sürekli yüksek çıkıyorsa ya da sık sık normal değerlerin altına düşüyorsa (hipoglisemi) doktorun tedavide değişiklik yapabileceği unutulmamalıdır.


 

Video

Şeker Hastalığı ve Kalbimiz konusunun değerli hocalarımız tarafından güzel bir şekilde anlatıldığı bu videoyu izlemek isteyebilirsiniz. Video’da bulunan konular ve anlatımı yapan hocalarımız:

  • Şeker Hastalığı Nedir ve Belirtileri Nelerdir?

White Board Sunumu

  • Şeker Hastalığı (Diyabet) Nedir?

Prof. Dr. Kerim Güler – İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları Anabilim Dalı

  • Kimler Şeker Hastalığı Riski Altındadır?

Prof. Dr. Aytekin Oğuz – İstanbul Medeniyet Üniversitesi Göztepe EAH, İç Hastalıkları Anabilim Dalı

  • Şeker Hastalığı Kalp ve Damar Sistemini Nasıl Etkiler?

Doç. Dr. Hakan Altay – Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi, Kardiyoloji Anabilim Dalı

VİDEO: Şeker Hastalığı ve Kalbimiz

 


Referanslar:

  1. Türkiye Diyabet Vakfı. http://www.turkdiab.org/. Son erişim tarihi: 22 Temmuz 2015.
  2. Türk Diyabet Cemiyeti. http://www.diabetcemiyeti.org/. Son erişim tarihi: 22 Temmuz 2015.
  3. IDF Diabetes Atlas 6th Edition. http://www.idf.org/diabetesatlas/update-2014. Son erişim tarihi: 22 Temmuz 2015.
  4. International Diabetes Federation. http://www.idf.org/membership/eur/turkey#membership. Son erişim tarihi: 22 Temmuz 2015.
  5. Türkiye Halk Sağlığı Kurumu. http://diyabet.gov.tr/index.php?lang=tr&page=29. Son erişim tarihi: 22 Temmuz 2015.
  6. Türkiye Diyabet Vakfı. http://www.turkdiab.org/page.aspx?u=1&s=13. Son erişim tarihi: 22 Temmuz 2015.
  7. Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği. http://www.turkendokrin.org/files/pdf/03_Tip_1_Diyabet.pdf. Son erişim tarihi: 22 Temmuz 2015.
  8. Türkiye Diyabet Vakfı. http://www.turkdiab.org/page.aspx?u=1&s=14. Son erişim tarihi: 22 Temmuz 2015.
  9. Türkiye Diyabet Vakfı. http://www.turkdiab.org/page.aspx?u=1&s=26. Son erişim tarihi: 22 Temmuz 2015.
  10. Türk Diyabet Cemiyeti. http://www.diabetcemiyeti.org/c/diyabet-hastaliginin-belirtileri. Son erişim tarihi: 22 Temmuz 2015.
  11. Türkiye Halk Sağlığı Kurumu. http://diyabet.gov.tr/index.php?lang=tr&page=80. Son erişim tarihi: 22 Temmuz 2015.
  12. Türkiye Diyabet Vakfı. http://www.turkdiab.org/page.aspx?u=1&s=12. Son erişim tarihi: 22 Temmuz 2015.
  13. Türk Diyabet Cemiyeti. http://www.diabetcemiyeti.org/c/tani-2. Son erişim tarihi: 22 Temmuz 2015.
  14. Türk Diyabet Cemiyeti. http://www.diabetcemiyeti.org/c/diyabetin-tedavi-prensipleri. Son erişim tarihi: 22 Temmuz 2015.
  15. Türk Diyabet Cemiyeti. http://www.diabetcemiyeti.org/c/saglikli-yasam-tarzi. Son erişim tarihi: 22 Temmuz 2015.
  16. American Diabetes Association. http://www.diabetes.org/living-with-diabetes/treatment-and-care/blood-glucose-control/hypoglycemia-low-blood.html. Son erişim tarihi: 22 Temmuz 2015.
  17. Türkiye Diyabet Vakfı. http://www.turkdiab.org/page.aspx?u=1&s=23. Son erişim tarihi: 22 Temmuz 2015.
  18. Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği Diabetes Mellitus Çalışma Ve Eğitim Grubu. Diyabet ve Sağlıklı Beslenme. http://www.turkendokrin.org/files/pdf/DiyabetveSaglikliBeslenmeKitapcigi.pdf. Son erişim tarihi: 22 Temmuz 2015.
  19. 19. Türkiye Halk Sağlığı Kurumu. http://diyabet.gov.tr/index.php?page=48&lang=tr. Son erişim tarihi: 22 Temmuz 2015.
  20. Türkiye Diyabet Vakfı. http://www.turkdiab.org/page.aspx?u=1&s=12. Son erişim tarihi: 22 Temmuz 2015.
  21. Türk Diyabet Cemiyeti. http://www.diabetcemiyeti.org/Diabet.asp?ID=5&ID2=44. Son erişim tarihi: 22 Temmuz 2015.
  22. Türkiye Diyabet Vakfı. http://www.turkdiab.org/page.aspx?u=1&s=26. Son erişim tarihi: 23 Temmuz 2015.
  23. Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği. Diyabet ve Kalp Hastalıkları Kitapçığı. http://www.turkendokrin.org/files/pdf/DiyabetveKalpHastaliklariKitapcigi.pdf. Son erişim tarihi: 23 Temmuz 2015.
  24. Türkiye Diyabet Vakfı. http://www.turkdiab.org/. Son erişim tarihi: 23 Temmuz 2015.
  25. Türkiye Diyabet Vakfı. http://www.turkdiab.org/page.aspx?u=1&s=24. Son erişim tarihi 23 Temmuz 2015.

 

İletişim Formu için tıklayınız.

About Ufuk Ali Türk

1971 Ayvalık - Balıkesir doğumluyum. Dünyalar güzeli bir eşim ve iki evladım var, şu anda Samsun'da yaşamaktayız. Özel Atasam Hastanesi'nde Kardiyoloji uzmanı olarak çalışmaktayım.

Bir Cevap Yazın